.jpg)
Esaret Yolu
Timothy Snyder'dan yazarından, Rusya'dan Avrupa ve Amerika'ya otoriterliğin yükselişinin çarpıcı yeni bir tarihçesi.
Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte liberal demokrasinin zaferi kesinleşmiş gibi görünüyordu. Gözlemciler, barışçıl ve küreselleşmiş bir geleceğe güvenerek tarihin sonunun geldiğini ilan ettiler. Bu inanç yersizdi. Vladimir Putin'in zenginler tarafından yönetilmeyi meşrulaştırmak için kullanılabilecek faşist fikirler bulmasıyla otoriterlik Rusya'ya geri döndü. Bu fikirler 2010'larda, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı ve Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siber savaşın yardımıyla Doğu'dan Batı'ya yayıldı.
Rusya her yerdeki milliyetçiler, oligarklar ve radikaller arasında müttefikler buldu ve Batı kurumlarını, devletlerini ve değerlerini parçalama dürtüsü Batı'nın kendi içinde de yankı buldu. Popülizmin yükselişi, İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden ayrılması ve Donald Trump'ın ABD Başkanı seçilmesi Rusya'nın hedefleriydi, ancak bunların başarılabilmesi bir yandan da Batı toplumlarının kırılganlığını gösteriyor.
Snyder, geniş araştırmalara ve kişisel raporlara dayanan bu güçlü ve açık sözlü çağdaş tarih çalışmasında, demokrasi ve hukuka yönelik tehdidin gerçek doğasını ortaya çıkarmak için manşetlerin ötesine geçiyor. Bu mücadeleyi anlamak, geleneğin sunduğu ve geleceğin talep ettiği temel siyasi erdemleri görmek ve belki de yenilemek demektir. Snyder, eşitlik ya da oligarşi, bireysellik ya da totaliterlik, hakikat ve yalan arasında önümüzde duran keskin seçenekleri ortaya koyarak, yaşam tarzımızın temeline ilişkin anlayışımızı yeniden canlandırıyor ve korkunç bir belirsizlik döneminde geleceğe yönelik bir yol öneriyor.
Tiranlık Üzerine
Dünyaca ünlü tarihçi Timothy Snyder, otoriter rejimlerin yükselişine karşı koymanın ve özgürlüklerimizi savunmanın yollarını gösteriyor. Tiranlık Üzerine, sadece Amerika için değil, tüm dünya için dersler sunan, tarihsel bilgeliği günümüzün tehditleriyle buluşturan bir başyapıt.
Geçmişte demokrasilerin nasıl tiranlığa yenik düştüğünü, halkların hangi tuzaklara kapıldığını gözler önüne seren Snyder, 20. Yüzyıl’dan çıkardığı 20 dersle bizlere karanlık zamanlarda nasıl direnebileceğimizi gösteriyor. Bu kitap, sadece bir tarih kitabı değil, aynı zamanda gelecek için bir rehber; özgürlüğü, adaleti ve insan haklarını savunmak isteyen herkes için bir kılavuz.
Snyder’ın sade ve güçlü dili, tarihin derinliklerinden çıkarılan dersleri, bugünün dünyasında nasıl uygulayabileceğimizi gösteriyor. “Özgürlüğü korumanın bedeli, sürekli uyanık kalmaktır” diyen Snyder, bireysel eylemlerimizin nasıl büyük değişimlere yol açabileceğini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kitap, aynı zamanda faşizmin, otoriterizmin ve baskıcı rejimlerin doğasını anlamak için de eşsiz bir kaynak görevi yapıyor.
Özgürlük ÜzerineÜnlü tarihçi Timothy Snyder, "karanlık zamanlarımızın önde gelen yorumcusu" olarak tanınıyor. Bir tarihçi olarak politik çöküş ve toplu katliamlar hakkında sarsıcı analizler sunan Snyder, kamusal bir entelektüel olarak ise bu birikimi otoriterliğe karşı somut öneriler ve öngörülerle harmanlıyor.
Snyder, bu eserinde okuru "ne için savaştığımızı" yeniden keşfedeceği derin bir siyaset felsefesi yolculuğuna çıkarıyor. Özgürlük, büyük bir modern vaat olsa da Snyder insanların bu kavramın gerçek anlamını yitirdiğini ve bu boşluğun bir krize yol açtığını savunuyor. Çoğumuz özgürlüğü sadece "devletin yokluğu" ya da "engellerden kurtulma" olarak görüyoruz. Oysa Snyder’a göre gerçek özgürlük, salt bir kurtuluş değil; birlikte çalışarak seçtiğimiz bir geleceğe yönelik risk alabilme ve gelişebilme gücüdür. Özgürlük, diğer tüm değerleri mümkün kılan yegâne değerdir.
Özgürlük Üzerine, Doğu Avrupa’daki muhalif düşünürlerden antik filozoflara, çağdaş tartışmalardan yazarın kendi yaşam deneyimlerine uzanan heyecan verici bir entelektüel köprü kuruyor. Snyder; egemenlik, öngörülemezlik, hareketlilik, olgusallık ve dayanışma olarak tanımladığı özgürlüğün beş biçimini, hem bireylerin zihin alışkanlıklarına hem de gelecek nesillerin serpilip gelişebileceği bir devletin inşasına temel kılıyor. Samimî olduğu kadar iddialı da olan bu kitap; Sağ’ın savunduğu gelenekler ile Sol’un odağındaki kurumları özgürlük paydasında birleştiren; bolluk, cömertlik ve zarafet siyasetine dayalı yeni bir toplumsal uzlaşı öneriyor.