ALIŞVERİŞ SEPETİ 0
Sepeti Boşalt
Gerçeğin Labirentinde Bir Usta: Patrick Radden Keefe ve "Düzenbazlar"

Günümüzde bilgiye ulaşmak kolay olsa da, bir olayın özündeki o karmaşık insanî gerçeğe ulaşmak her zamankinden daha zor. Tam bu noktada devreye, The New York Times tarafından 21. Yüzyıl’ın en iyi yazarları arasında gösterilen ve araştırmacı gazeteciliği bir sanat formuna dönüştüren Patrick Radden Keefe giriyor. Keefe’in son eseri Düzenbazlar (Rogues), sâdece suç dosyalarından oluşan bir derleme değil; yasal ile yasadışı dünyayı ayıran o geçirgen zarın, aile bağlarının ve inkârın gücünün anatomisini çıkaran devâsa bir anlatı.

Bir “Kelebek Koleksiyoncusu” Olarak Yazar Keefe, yazdığı hikâyeleri bir “kelebek koleksiyoncusunun kelebeği camın altına özenle yerleştirmesi gibi” sâbitlemek istediğini söyler. Onun üslûbu, muhatabı konuşmayı reddetse bile (ki buna gazetecilikte “writearound” denir) o kişinin en canlı portresini çıkarabilen bir cerrah titizliğine sâhiptir. Keefe için bir hikâye, sâdece teknik bir suç değil; bir karakterin psikolojik haritası ve toplumsal bir aksaklığın yansımasıdır.

 

Bölümlerden Örnekler: Takıntı, İntikam ve İhanet

Kitapta yer alan on iki hikâye, okuru dünyanın en gizli köşelerine götürüyor: 
  • Jefferson Şişeleri: Keefe, bizi 18. Yüzyıl’dan kaldığı iddia edilen ve Thomas Jefferson’a âit olduğu söylenen nâdir şarapların etrafında dönen bir dolandırıcılığın merkezine bırakıyor. Alman koleksiyoncu Hardy Rodenstock’un parıltılı şarap tadımlarından, milyarder Bill Koch’un bu şişelerin sahte olduğunu kanıtlamak için FBI ajanları ve cam uzmanlarıyla yürüttüğü milyon dolarlık dedektiflik hikâyesine uzanan süreç, “statü ve sâhip olma arzusu” üzerine sarsıcı bir ders niteliğinde.
  • Suç Ailesi: Belki de kitabın en dokunaklı bölümlerinden biri, Hollandalı azılı gangster Willem “Burun” Holleeder’in hikâyesidir. Keefe, odağını suçludan ziyâde, ona karşı tanıklık etmeye karar veren kız kardeşi Astrid Holleeder’e çevirir. Kendi şehrinde kılık değiştirerek, kurşun geçirmez yeleklerle yaşamak zorunda kalan bir kadının, kardeşine duyduğu sevgiyle ona olan ihaneti arasındaki o korkunç gerilimi ustalıkla işler.
  • İntikamcı: Lockerbie bombalamasında abisini kaybeden Ken Dornstein’ın yirmi beş yıl süren tâkibi, bir yas sürecinin nasıl profesyonel bir araştırmaya dönüştüğünü gösterir. Keefe, Dornstein’ın Libya’nın tozlu arşivlerinde ve gizli istihbarat raporlarında abisinin kâtilinin izini sürmesini anlatırken, intikam ile adâlet arasındaki o ince çizgiyi sorgulatır. 
  • Edge İmparatorluğu: Finans dünyasının karanlık sularına daldığımız bu bölümde, milyarder Steven A. Cohen ve SAC Capital’in “içeriden öğrenenlerin ticareti” (insider trading) skandalı ele alınır. Keefe, bir tıp profesörü olan Sid Gilman’ın, hırslı bir portföy yöneticisi olan Mathew Martoma tarafından nasıl “ayartıldığını” ve gizli klinik verilerin milyonlarca dolarlık bir yolsuzluğa nasıl dönüştüğünü bir gerilim filmi tadında sunar.
  • Dolu Bir Silâh: Alabama Üniversitesi’nde meslektaşlarına ateş açan nörobiyolog Amy Bishop’ın hikâyesini ele alan Keefe, bu kan donduran eylemin köklerini yirmi dört yıl öncesine, Bishop’ın kendi erkek kardeşini vurduğu Braintree’ye kadar sürüyor. Yazar, Bishop’ın yayınlanmamış romanlarındaki otobiyografik izleri ve geçmişin üzerindeki “kasıtlı körlüğü” tâkip ederek, ailevî bir inkâr mekanizmasının nasıl bir “saatli bomba” yarattığını sarsıcı bir dürüstlükle belgeliyor.
  • Kötünün de Kötüsü: Keefe bu bölümde odağını, “kötünün de kötüsü” olarak yaftalanan Boston Maratonu bombacısı Cevher Çarnayev’i savunan efsanevi avukat Judy Clarke’a çeviriyor. Clarke’ın “hiçbirimiz hayatımızın en kötü günüyle tanımlanmamalıyız” felsefesi üzerinden ilerleyen anlatı, baskın bir abinin gölgesinde radikalleşen bir gencin eylemleri ile adâletin merhametle kurduğu o hassas ilişkiyi derinlemesine sorguluyor.
  • Gezgin Şef (Anthony Bourdain): Keefe, Anthony Bourdain’i sâdece bir televizyon yıldızı olarak değil, dünyayı “ötekinin” gözünden görmeye çalışan bir “kültürel antropolog” olarak resmeder. Hanoi’de plastik bir taburede Başkan Obama ile 6 dolarlık bir yemek yediği o efsanevi ânın perde arkasını anlatan yazar, Bourdain’in o meşhur dürüstlüğünün altındaki yalnızlığı ve “evine bir türlü dönememe” korkusunu yakalıyor

 

Aydınlatıcı ve Sarsıcı Bir Yolculuk

Düzenbazlar, okuyucuyu sâdece olaylarla değil, o olayların ardındaki ahlâkî ikilemlerle de yüzleştiriyor. Keefe’in metinlerinde “suçlu” sâdece bir canavar değil, kendi gerçekliğini inşa eden, kendince haklı nedenleri olan karmaşık bir insandır. Yazar, bu çılgın ama tamamen gerçek hikâyeler üzerinden; suç ve ceza, seçimlerimiz ve bu seçimler hakkında kendimize anlattığımız masallar üzerine ışık tutuyor.

Bu kitap, hem bir solukta okunacak bir mâcera hem de üzerine uzun uzun düşünülecek bir insan doğası incelemesi sunuyor. Gerçeğin, kurgudan çok daha tuhaf ve sarsıcı olduğu bir dünyada, Patrick Radden Keefe gibi bir rehberle yolculuk yapmak paha biçilemez.

 

 

Yorum Yap